AFAD Kilis-Öncüpınar Konaklama Tesisi

İnceleme Raporu[1]


Program Katılımcıları

Doç. Dr. Ali Serdar ERDURMAZ (Hasan Kalyoncu Üniversitesi Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı )

Yrd. Doç. Dr. Bilal ÇIPLAK (Hasan Kalyoncu Üniversitesi Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkan Yardımcısı )

Mustafa ŞAHİN (Hasan Kalyoncu Üniversitesi Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler       Bölümü Öğrencisi). 

Rawdanoor CUMHA (Hasan Kalyoncu Üniversitesi Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğrencisi)

 

 İncelenen Yer

AFAD Kilis-Öncüpınar Konaklama Tesisi (26.11.2014)

 

Giriş

Ortadoğu Araştırma Merkezi tarafından, 11.26.2014 tarihinde Kilis Konaklama Tesisi’nin incelenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla bir gezi programı düzenlenmiştir. Türk otoriteleri tarafından Suriyeli sığınmacılara “misafir”, sığınmacıların barındığı AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) kamplarına da “geçici konaklama tesisi” ifadeleri ile taçlandırdıkları yaklaşım dikkatimizi çeken ilk nokta olmuştur. Hem misafir, hem de geçici konaklama tesisi konseptleri, Türk otoritelerinin Suriyeli sığınmacılara yönelik bakış açılarını yansıtmaktadır. Bu bakış açısıyla aslında verilmek istenen mesaj şudur: “Suriyeli misafirler Tütkiye’de sadece geçici bir müddet kalacaklar ve Suriye’de durum normale döndüğünde, evlerine geri dönecekler”. Örneğin; Öncüpınar kampının girişinde sergilenen panolardan birinde yer alan; “Sizler bizim kardeşlerimizsiniz, kardeşlerinizin yurdunda kendi evinizdesiniz.” ifadesi bu açıdan oldukça açıklayıcıdır. Bir taraftan Türkiye ve Suriye arasındaki kardeşlik vurgulanırken, diğer taraftan da Suriyelilerin Türk kardeşlerinin evlerinde birer misafir (geçici bir statü) olduklarının Türk Devleti tarafından kabul edildiği vurgulanmaktadır.

 

Fakat gelinen noktada, argümanlar değişmektedir. Suriyeli misafirlerin Türkiye’de kalıcı olduklarına dair inanç hem resmi makamlar nezdinde, hem de halk arasında güçlenmektedir. Örneğin; Kamp Valisi diye nitelendirilen Kamp Koordinatörü ve Kilis Vali Yardımcısı Sn.Ulaş Akhan Suriyelilerin artık Türkiye’de kalıcı olduklarına yönelik intibalarını belirtti. Ayrıca, Suriyeli misafirlerin içinde yaşadıkları toplumlara entegre olmalarının öneminden bahsederek, Türkiye’nin insan kaynaklarının bunun için yeterli olmadığını ve eğitimli ve dil bilen Suriyeli gençlerin bu süreçte ciddi katkılarının olabileceğini ifade etti. Bu düşünce Suriyeliler arasında da yaygınlaşmaya başlamıştır. Örneğin; kampta evlerine misafir olduğumuz Ahmet ve Delal çifti, evleri ve şehirleri yıkıldığından dolayı artık Suriye’ye dönemeyeceklerini belirttiler. Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nin yapmış olduğu Ağustos 2013 tarihli kamuoyu araştırması da, Suriyeli misafirlerin büyük bir kısmının artık Türkiye’de kalmaya sıcak baktıklarını göstermektedir. Kilis’te gerçekleştirilmiş bu araştırmaya göre Suriyeli misafirlerin sadece %52’isi savaş bittikten hemen sonra eve dönmek istemektedirler. [2]  Suriye’de şehirlerin yıkılmasına sebep olan iç savaş, bu oranın çok daha yukarılara tırmanacağına yönelik güçlü sinyaller vermektedir.  

 

Program Akışı ve Değerlendirmeler

Çarşamba sabahı saat 08.30’da Gaziantep Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde buluştuk ve yaklaşık bir saat sonra, 09.20’de Kilis Öncüpınar Geçici Konaklama Tesisi’ne vardık. Kampa varmadan önce, Suriye’ye mal götüren uzun bir tır kuyruğuyla karşılaştık. Savaş, yıkım, ve diğer tüm güvenlik risklerine rağmen, ticari ilişkilerin halen devam ettiğine şahit olduk. Ama üstü açık olan tırlardan göründüğü kadarıyla, malzemenin büyük bir kısmını inşaat araç gereçleri oluşturmaktaydı. Kampın hemen girişinde kamp güvenliği, ziyaret sebebimiz ve kimlik bilgilerimiz hakkında sorular sordu. Vali Bey’in izni dahilinde ziyaretimizi gerçekleştirdiğimiz için kampı gezmemiz için gerekli olan muamele yapıldıktan sonra izin verildi. Kimliklerimizi ve araba ruhsatımızı güvenlikte bırakmak zorunda kaldık. Kampın kapısında araştırma ekibimizi bu kampta halen ailesi ile birlikte yaşamakta olan Suriye asıllı öğrencimiz Rawdanoor Cuma karşıladı. İçeriye doğru yürürken, giriş kapısında asılı bulunan “Sizler bizim kardeşlerimizsiniz, kardeşlerinizin yurdunda kendi evinizdesiniz” cümlesi dikkatimizi çekti. Aslında bu cümle şu anda Türkiye olarak içinde bulunduğumuz durumu gösterir mahiyetteydi: Suriyelilerin burda kalıcı olacaklarını bilmemize rağmen, geçici olmalarını arzuladığımız durumun göstergesi.

Kampı gezerken duvarlarda kampı gezen önemli şahısların fotoğrafları ve kamp hakkındaki haklı pozitif düşünceleri dikkatimizi çekti. Kısa bir yürüyüşten sonra, saat 09.50 civarında, Kilis Öncüpınar Konaklama Tesisi AFAD sorumlusu Sayın Savaş Kök bizleri kabul etti. Akabinde kampla ilgili bazı detayları bizimle paylaştı. Kilis Öncüpınar Konteyner Kenti, 315 bin m2 alan üzerine kurulan 2.065 adet konteynerden oluşmaktadır. Kentte halihazırda 13.300 Suriyeli misafir yaşamaktadır. Bu insanların arasında yakınlarını kaybeden,  halen yakınları savaşmakta olan birçok kişi bulunmaktadır. Ayrıca kampta 5.335 m2 oyun park alanı kurulmuştur.

Konteyner kentte, erkek-kadın meslek edinme kursları, çocuklar için kreş hizmeti, internet hizmeti, televizyon izleme odaları, 3 tane büyük market, okullar, çamaşır yıkama ve kurutma odaları hizmete sunulmuştur. Emniyet tedbirleri de düşünülerek 14 gözetleme kulesi ve 98 adet güvenlik kamerası kurulmuştur. Ayrıca konteyner kentte 23 polis, 12 jandarma ve 140 özel güvenlik görevlisi bulunmaktadır. Sağlık hizmetleri kapsamında konteyner kentte sağlık merkezinde 2 ambulans, 4’ü Arap 8 doktor ve 8 sağlık personeli görev yapmaktadır. Konteyner kentte bulunan 80 derslikte toplam 4183 Suriyeli çocuk ve gence eğitim verilmektedir. Bunların 333’ü lise seviyesinde, diğerleri orta ve ilkokul seviyesinde devam eden öğrencilerden oluşmaktadır. Mescit olarak adlandırılmasına rağmen, iki büyük cami de misafirlerin hizmetine sunulmuştur.

Saat 10.20 civarında Zeytin Kreşi’nin psikoloji uzmanı Sayın Seval Irmak ile görüştük. Seval Hanım, kreşlerde yakınlarını kaybetmiş ve savaştan kaçmış çocuklara düzenlenen sosyo-psikolojik hizmetlerden bahsetti. Konuşmamız esnasında, kampta bu tür hizmetleri veren uzman bir ekibin bulunduğuna dair güçlü bir kanaat edindik. Seval Hanım’ın psikoloji bilgisi ve Suriyeli misafir çocuklarına yönelik tecrübesi, bu alanda kendisini çok özel kılıyor. Akabinde Seval Hanım bizlere kreş sınıflarını göstermeye başladı. Zeytin Kreşi’nde 385 öğrenci eğitim görüyor. Bu öğrencilere, psikolojik desteğin yanında birde Türkçe dili öğretiliyor. Ayrıca, kampta izlenen politikaların Suriye kültürüne uygun olmasına dikkat edilmiş. Örneğin kampta kız ve erkek öğrenciler farklı okullarda ders görüyor. Kreşteki temizlik ve öğretmenlerdeki ciddiyet ilgimizi çekti. Seval Hanım’a üniversitemizde yüksek lisans ya da doktora yapabileceğini söyledik. Ayrıca kendilerinin üniversitemize konuşmacı olarak gelip gelemeyeceğini sorduk. Seval Hanım da kamp yetkililerinden gerekli izinler alındığı takdirde işbirliğine açık olduğunu söyledi.

Saat 10.40 civarında El-Selam Kız Ortaokulu Müdürü Seyfettin Bey’le görüştük. Bizlere, konteyner kentte kız öğrencilere yönelik eğitimle ilgili bilgiler verdi. Kız ortaokulunda, halihazırda 479 kız öğrenci eğitim almaktadır. Seyfettin Bey bize kapta yaşayan insanların gün içerisinde kampı terk edip, iş hayatına katıldıklarını, akşam da kamplara geri döndüklerini belirttiler. Seyfettin Bey aslında bu tür işçilere Türkiye hukuk mekanizması hakkında bilgilendirmeye yönelik projelerin yokluğundan ve öneminden bahsetti. Ayrıca Türkçe dilini de öğrenmelerinin elzem olduğunu söyledi. Seyfettin Bey’e göre, Suriyeli misafirler, Türkiye’de kalıcı gibi gözüküyor. Bu yüzden onlara yönelik entegrasyon projelerinin önemine değindi. Saat 11.00 civarında El-Selam Erkek Ortaokulu Müdürü Mehmet Ali Bey’le görüştük. Halihazırda erkek ortaokulunda 510 öğrencinin eğitim aldığını söyledi.

Saat 11.20 civarında kamp içinde bulunan yetişkinlere yönelik Sosyal Tesisler binasını ziyaret ettik. Suriye asıllı sanatçılardan Ferit Bey ve Büşra Hanım’ın ortak eseri olan mozaik portreleri inceledik. Bu sanat çalışmalarını üniversitemizde sergilemek istiyoruz.

Saat 11.50 civarında tesiste yaşayan Ahmet ve Delal Muhammed ailesini ziyaret ettik. Ailenin kızı Nur, ekibimizi Türkçe bir şiir ile karşıladı. Ahmet Bey Suriye’nin İdlip şehrinden gelmiş. Suriye’de inşaat ustası olarak çalışıyormuş. Şu anda herhangi bir işte çalışmadığını söyledi. Prefabrik ev; iki küçük oda ve bir banyo-tuvalet alanından oluşmaktadır. Bir oda ebeveyn odası, diğer oda da çocuk odası ve mutfak olarak kullanılmaktaydı. Acil durumlar için elverişli bir yapı olsa da, uzun süreli yaşam için çok sağlıklı değil bu küçük yapılar. Zaten bunu fark eden kamp yönetimi iki katlı ve çok daha güzel prefabrik evler oluşturmak için proje hazırlamış. İçinde bulundukları zor duruma rağmen, Ahmed ve Delal çifti bize çok güzel bir misafirperverlik örneği sergiledi.  

12:30 - 14:00 Yemek molası verildi.

Saat 14:00’da Kilis 7 Aralık Üniversitesi, İİB Fakültesi, ve Kilis İşkur İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen, Vali Yardımcısı Ulaş Akhan Bey’in (Kilis Konaklama Tesislerinden Sorumlu) konuşmacı olduğu panele katıldık. Ulaş Bey Arap - Türk işbirliği ve Suriye’nin geleceği hakkındaki konuşmalarını yaptılar. Konuşmacı bu çerçevede dil bilmenin önemine aşağıdaki ifadelerle değindi. Mevcut durumda yaşanılan bölgede insani yardım derneklerinin faaliyetlerinin çok yoğun olduğuna değinerek, çok hızlı büyüyen bu sektörde nitelikli insan gücüne şiddetle ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. İngilizce, Türkçe ve Arapça bilen personele olan ihtiyacın önemli boyutta olduğunu ifade eden Vali Yardımcısı, bu ihtiyacın hem Suriyeli hem de Türkler için cazip iş fırsatları yarattığını açıklamıştır. Bu nedenle İngilizce’nin yanı sıra mahalli dillerin öğrenilmesinin yaratacağı istihdamın önemini gözler önüne sermiştir.

Panelin ardından, Saat 15.00 civarında, Kilis Vali Yardımcısı Ulaş Akhan ile Kilis 7 Aralık Üniversitesi İİBF Dekanı Prof. Dr. H. Mustafa Paksoy’u ziyaret ettik. Ulaş Bey'e Hasan Kalyoncu Ortadoğu Araştırma Merkezi hakkında bilgi verdik. Ulaş Bey kamp alanında boş bir alan olduğunu söyleyerek çalışmalarımızı bu alanda yürütebileceğimizi söyledi. Bizimle tekrar görüşmeye yönelik temennilerini bildirdi.

Ardından Kilis 7 Aralık Üniversitesi İİBF Dekanı Prof. Dr. Mustafa Paksoy ile görüş alışverişinde bulunduk. Ortadoğu Araştırma Merkezi’mizin projeleri hakkında işbirliği teklifinde bulunduk. Dekan Bey projemizi olumlu karşıladı ve işbirliğini kurmaya yönelik irade ortaya koyduk.

 

Sonuç ve Öneriler

Sonuç olarak, ekibimiz çok verimli ve olumlu bir araştırma ve gözlem gezisi gerçekleştirmiştir. Kampta genel olarak, çok güzel bir nizam ve intizam göze çarpıyordu. Ayrıca, kampta yaşayan misafirlerin sosyal, dini, psikolojik, barınma, beslenme ve eğitim ihtiyaçlarına yönelik çok ciddi bir alt yapı oluşturulmuştur. Bu manzara Türkiye Devleti’nin insan hakları, kadın ve çocuklara karşı mağduriyetin önlenmesi konusunda, yaklaşımındaki hassasiyetin dış politikada da yansıması olarak görülmektedir.  

Kampta yaşayanlarla yapılan mülakatlarda, kamptaki kuralların ciddiyetle uygulandığı öğrenilmiş ve belirli bir kamu düzeninin sağlandığı gözlemlenmiştir. Zaman zaman kuralların sıkılığından şikayet edilse de, herkesin belirli ve gözle görülür bir memnuniyet içinde olduğu gözlemlenmiştir. Bu düzen 14 bine yakın insanın bir arada barışçıl bir şekilde yaşaması açısından oldukça önemli bir başarıyı getirmektedir.

Kamp gezimiz sırasında elde ettiğimiz verilerden hareketle akademik anlamda bir kaç hususta çalışma yapılmasına uygun alan olduğu tespit edilmiştir. Örneğin; kamptaki eğitim ve psikolojik destek programlarının çoğu çocuklara yönelik olarak uygulanmaktadır. Bu konudaki desteğin eşlerini çatışmalarda kaybetmiş bayanlara yönlendirilmesi suretiyle, onların aile içinde güçlü bir beraberlik sağlamaları ve çocuklarına destek olmaları hususu dikkatle incelenmesi gereken bir konu olarak ele alınmalıdır.

Bir diğer husus ise, kampta yaşayan insanların Türk toplumuna aşamalı bir biçimde entegre olmalarını sağlamak gerektiği üzerinedir. Burada yaşayan yetişkinlerin kısa ve orta vadede Suriye’ye dönemeyecekleri gerçeğinden hareketle ülkemiz gelenek-görenek, hukuk sistemi, sosyal ve beşeri ilişkiler konularında eğitilmeleri gerekmektedir. Türk dili eğitimi, hukuk sistemini tanıtmaya yönelik seminerler ve buna benzer eğitimler bölge üniversiteleri yardımıyla daha etkin verilebilir.

Ama özellikle, eğitimli Suriyeli gençlerin Suriyeli toplumun eğitilmesinde büyük bir katkıları olabilir. Ancak burada var olan sıkıntı, eğitimli Suriyelilerin çoğunun batı ülkelerine ve hatta batı illerine göç etmiş olmaları ve kalanlarında sayılarına, uzmanlık alanlarına, dil bilgilerine yönelik bir bilgi tabanımızın bulunmamasıdır. Bu yüzden, acil olarak veri tabanı oluşturmak için bir araştırma yapılmalı ve mevcut potansiyel ortaya çıkartılmalıdır. Müteakiben, Suriyeli gençlerin eğitilmesi, Türkçe öğretilmesi ve Suriyeli uzmanların da (doktor, öğretmen vb.) organize olmalarına yönelik programlar hazırlanmalıdır. Bu konuda üniversitemizin mevcut altyapısı ile öncülük edebileceği değerlendirilmektedir.

Valilik yetkilileri ile yapılan görüşmeler sonucunda, kamp yönetimi üniversitelerimizle işbirliği yapma istek ve eğilimi içindedir. Kamp Valisi Sayın Ulaş Akhan, kamp içerisinde üniversitelerin gelip çalışmaya yapmaları için bir alan ayrıldığını bu imkanın üniversitemiz tarafından kullanılabileceğini vurgulamıştır. Bu konuda yapılacak bir proje kapsamında üniversitemizin etkin bir çalışma yapması mümkün görülmektedir.

Kilis 7 Aralık Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Sayın Mustafa Aksoy ile yaptığımız görüşmelerde, kendilerinin Kilis’te yaşayan Suriyelilere yönelik demografik bir araştırma yaptıklarını ve bunu bir rapor haline getirdiklerini öğrendik. Aynı çalışmanın Gaziantep şehrine gelerek yerleşik hayatı seçen Suriyeliler üzerinde yapılması üzerinde işbirliği yapılması konusunda mutabakat sağladık. Bu uygulamanın üniversitemizin oluruyla yapılacak örgütlenme ile en kısa zamanda uygulamaya konulması ve üniversitemizin yayını olarak basılması ve devlet ricali ve gerekli makamlara dağıtılması, referans kaynak oluşturulması açısından önemli bir etkinlik olacaktır.

Son olarak, tüm güvenlik risklerine rağmen, cesur tır şoförlerimiz ve iş adamlarımız Suriye’ye mal taşımaya ve göndermeye devam etmektedir. Bu konu tek başına araştırılmaya değer bir konudur. Örneğin tır şoförlerinin ya da iş adamlarının IŞİD ve PKK gibi örgütleri nasıl aştığı, Esad’ın kontrolündeki bölgelere nasıl girdiği, Özgür Suriye Ordusu ile ilişkilerini nasıl düzenledikleri gibi konular tamamen bilinmeyen alanlar ve merak konularıdır. Bu yüzden bu konularda acil araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Yapılan araştırma hem istihbari değeri olan bir veriye sahip olmakla birlikte, kamu diplomasisi ve insani ilişkiler açısından çatışma zamanında ve mahallerinde ticari ve diğer bireysel insani ilişkilerin nasıl yürütüldüğü konusunda bölgede yaşanan tecrübelerin aktarılması hususunda oldukça önemli bir çalışma olabileceği kıymetlendirilmektedir.

  


[1] Kamp Koordinatörü ve Kilis Vali Yardımcısı Sayın Ulaş Akhan başta olmak üzere, kamp ziyaretimizde bizlere kapılarını ve gönlünü açan kamp yetkililerine en derin teşekkürlerimizi sunarız. Ayrıca Kilis 7 Aralık Üniversitesi İİBF Dekanı Sayın Prof. Dr. Mustafa Paksoy’a da bize göstermiş oldukları ilgiden dolayı çok teşekkür ederiz. Onlarla tanışmak bizler için büyük bir onur kaynağıdır.

[2] Mustafa Paksoy, İç savaştan kaçarak Kilis’te yaşamını sürdüren Suriyelilerin sosyo-ekonomik sorunları üzerine bir araştırma raporu, Kilis 7 Aralık Üniversitesi, Ortadoğu Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, Ağustos 2013.